En Ağır Yük: Ailede Söylenmeyenler

Sevgi Var, Samimiyet Eksik



Aile denilen yapı, en güvenli liman gibi anlatılır. Oysa çoğu zaman en sert fırtınalar da tam orada kopar. Çünkü aile çatışmaları, dışarıdaki kavgalara benzemez; burada herkes haklıdır ama kimse dürüst değildir. Gerçeklik, çoğu evde yüksek sesle konuşmaz. Sahtelik ise bağırarak kendini savunur.


Birçok ailede sorun sevgi eksikliği değildir; sevginin nasıl gösterileceğinin bilinmemesidir. İnsanlar kırdıklarını “iyiliğin” arkasına saklar, susturduklarını “fedakârlık” diye adlandırır. Böylece gerçek duygular halının altına süpürülür, ev temiz sanılır ama hava ağırdır.


Aile içindeki sahtelik genelde iyi niyet maskesi takar. “Ben senin için söylüyorum” cümlesi, çoğu zaman karşısındakini değil, söyleyenin egosunu korur. Gerçeklik ise daha sade bir dille gelir: incitir ama kurtarır. Çünkü gerçek, yarayı saklamaz; sahtelik ise bandajı süsler ama kanamayı durdurmaz.


En büyük çatışmalar, söylenenlerden değil, hiç söylenmeyenlerden doğar. Suskunluk burada bir erdem değil, bir kaçıştır. Ve her kaçış, zamanı geldiğinde daha sert bir yüzleşmeye dönüşür. Ailede barış, herkesin haklı çıkmasıyla değil, herkesin kendine dürüst olmasıyla mümkündür.


Şunu kabul etmek gerekir:

Her aile sevgiyle kurulmaz, bazıları alışkanlıkla ayakta durur.

Her sessizlik olgunluk değildir, bazıları sadece korkudur.

Ve her bir arada duruş, gerçekten birlik anlamına gelmez.


Racon kısmı nettir:

Gerçeklik az konuşur ama iz bırakır.

Sahtelik çok konuşur ama ilk rüzgârda dağılır.

Ailede en ağır yük, söylenmeyen doğrulardır.

Ve insan, en çok “biz” denilerek yalnız bırakılır.


Sonuçta aile çatışmaları çözümsüz değildir; sadece samimiyet ister. Çünkü gerçeklik cesaret ister, sahtelik ise kalabalık. Ve kalabalıklar dağılır; ama gerçek kalanla yoluna devam eder.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“Benlikler Arasında Kaybolan Zaman”

Maskelerin Konforu

“Renklerin sessiz dili”