Yalancı Issızlıklar
Bazı yalnızlıklar gerçekte yalnızlık değildir.
Adı kalabalıktır ama hissi eksiktir. İşte ben buna yalancı ıssızlıklar diyorum. İnsanların arasında olup da kimseye değemediğin o hal… Masada kahkahalar dönerken içinin sessiz kalması.
Yalancı ıssızlık, herkesi aynı terazide tartmanın sonucudur çoğu zaman. Bir bakışta karar vermek, bir cümleyle hüküm kesmek… Oysa insan dediğin, tek cümleyle okunmaz. Herkesin içinde başka bir hikaye, başka bir yük vardır. Ön yargı, bu yükleri görmeden kapıyı kapatmaktır. Ve kapıyı erken kapatan, içeride kalır.
Kimseye baştan kefil de olunmaz, baştan silgi de çekilmez. İnsan, zamanla anlaşılır. Sözüyle değil, duruşuyla tartılır. Bugün sessiz kalan yarın en sağlam omuz olabilir. Bugün mesafeli görünen, belki de çok kırıldığı için temkinlidir.
Yalancı ıssızlıkların en büyük yanılgısı şudur: Herkesi aynı soğuklukta sanmak. Oysa bazı insanlar uzak değil, sadece dikkatli. Her suskunluk boşluk değildir, her mesafe ilgisizlik sayılmaz.
Ve şunu da unutmamak gerekir: Ön yargı insanı yalnızlaştırır. Kalabalıkta bile. Çünkü yanlış gözle bakan, doğru insanı da kaçırır. Yalnızlık bazen başkalarından değil, kendi acelemizden doğar.
Issızlıktan yakınmadan önce, bakışını gözden geçirmek gerekir.
Kimseyi tanımadan hüküm verme,
hüküm vererek de tanıdığını sanma.
Gerçek bağlar, acele etmeyen ve anlamaya niyet edenlere kendiliğinden ulaşır.
Yalnızlık insanı küçültmez yanlış kalabalıklardan arındırır. Kiminle susabildiğini, kiminle çoğaldığını öğretir. Herkesin yanında olmak değil, doğru yerde durabilmek kıymetlidir. Çünkü bazı bağlar kalabalıkta değil, iç huzurda kurulur.
-Yanlış sofrada ses olmaktansa, yalnız masada susmak daha onurludur.
-AKGÜN
Yorumlar
Yorum Gönder